Fevzi Karakoç’un resimlerine süreçsel bir bakış
Kaya ÖZSEZGİN
I
Yaşamda her şey insanın kendisinden kaynaklanıyor, insanla birlikte var oluyor ve gene onunla birlikte, onun bilinçli müdahalesiyle biçimleniyor. Bu gerçeğin böyle bir süreç izlediğini, insan merkezli yaklaşımların varlık ve evren oluşumlarını yönlendirici bir aşamaya geldiği ve bilimsel hipotezlerin yaşama geçirilmeye başladığı dönemlerden bu yana, daha net biçimde kavramaktayız. Sanat, bir anlamda bu olgunun “göstereni”dir. Sanatçı, önce varlık olarak kendi bedenini görüyor, sonra da bedeni yöneten us yoluyla, çevresindeki başka canlıların yaşanan doğa ortamı içindeki konumlarını gözlemleyerek, onlara, kendi yararı doğrultusunda bizzat müdahale ederek birtakım sonuçlar üretiyor. Devamını oku »
Fevzi Karakoç’un Resimleriyle İlgili Birkaç Düşünce
Marcus Graf
Modern sanatın tarihi; tanımını birbiriyle savaşan iki temel görüş olan mantık ve duygu arasındaki çatışmada bulur; ilkine dayanan sanat anlayışı akılcı, sosyal ve politik olarak angaje bir yaklaşım ilan etmiştir. Bu anlayışla çalışan sanatçılar evrenselciliğe ve akılcılığa inanmışlardır.Sanatçılarının bireyselliğe ve duygusal patlamaya inandıkları karşı hareket ise, usdışı bir yaklaşımla sadece kendi varlığı için yapılan özerk bir sanat anlayışıdır. Devamını oku »
Karakoç, aslında günlük yaşantıyı resminde şiirsel bir dille anlatarak işe başladı. Sanatındaki tematik değişme, sanatçıyı birlikte yaşadığı insanların yaşamlarına bakmaktan alıp, inceltilmiş hareketin görselleştiği, Balerin ve Atlı figürlerine oradanda geçmişin gözlemine taşımıştır. Karakoç’un resminde değişen, daha önceki işlerinde izleyiciyi öyküye çağıran figürün, bu rolü reddetme durumudur. Artık izleyiciyi resmin iç anlamı ile yüzyüze getirme durumudur. Bu resimlerde figür, kişilik işleri sunmakla görevlendirilmiş değildir. Bir insanoğlu sembolü olmayı üstlenmiş olan, bu motif figür yerel olmayı da çerçevesinin dışında bırakarak, zamana kök salıyor. Onun içindir ki, belki bu resimdeki çok sayıda figürün her birinde kendinize ait bir şeyler bulabilirsiniz. Devamını oku »
Murathan Mungan
I.
Figürlerin bir araya toplanıp dağıldıkları yer .
Hem bir an, hem bir kavşak. Az sonra herkes yönüne gidecek.
Durup yerleştikleri, farklı ritmlerin ortak bir tempoya
dönüşmek için yumuşayarak birbirine benzediği, hepsinin,
herşeyin yoğunlaşıp derinleştiği bir anda başkalarının
gözlerine açılıyorlar.
Burada duran ve onlara bakan bizim gözlerimize. Az sonra
gözlerimizden silinip gidecekler, rüzgâra karışan atlar gibi.
Bütün zamanların şimdiki zamana toplandığı bir anda ne kadarını
görüyorsak /görebiliyorsak o kadarlar. Az sonra herkes
kendi yönüne gidecek. Çoğu kez aynı sanılan yönlerine. Devamını oku »
Prof. Mustafa Aslıer
Önceki yıllarda resim alanının, asıl biçimlerini oluşturan olay-figürlerin ayrıntılarını ve çevresini oluşturan fırça izleri, son resimlerinde, konu ve figüre bağımlı olmaktan kaçıyorlar gibi. Başka bir deyişle fırça hareket ve izleri daha özgürleşmişler. Bu fırça özgürleşmesinin sonucu olarak, önce büyük figürlerde (insan ve atlar) somutluktan soyuta yönelen bir değişme başlıyor. Figürler neredeyse, soyut fırça vuruşlarını yansıtan biçim ve renk yumakları veya bombalarına dönüyor. Artık figürün ne olduğu ve neyi anlattığı değil soyut renk biçimleri ve onların öğesel uyuşması ön plana çıkıyor. Şekil kümesinin bir insan veya atı çağrıştırması sürse de, algılanmaya sunulan resimsel bir olaydır. Devamını oku »