Fevzi Karakoç ve Sanatını İzlerken

Prof. Mustafa Aslıer

Önceki yıllarda resim alanının, asıl biçimlerini oluşturan olay-figürlerin ayrıntılarını ve çevresini oluşturan fırça izleri, son resimlerinde, konu ve figüre bağımlı olmaktan kaçıyorlar gibi. Başka bir deyişle fırça hareket ve izleri daha özgürleşmişler. Bu fırça özgürleşmesinin sonucu olarak, önce büyük figürlerde (insan ve atlar) somutluktan soyuta yönelen bir değişme başlıyor. Figürler neredeyse, soyut fırça vuruşlarını yansıtan biçim ve renk yumakları veya bombalarına dönüyor. Artık figürün ne olduğu ve neyi anlattığı değil soyut renk biçimleri ve onların öğesel uyuşması ön plana çıkıyor. Şekil kümesinin bir insan veya atı çağrıştırması sürse de, algılanmaya sunulan resimsel bir olaydır.

Resmin ana figürlerinde ve figür kümelerinde başlayan öğesel soyutlaşma resim alanının tümünde de görülmekte. önceleri konu-biçim ilişkisi içinde oluşan ve resim alanının tümünü kaplayan kompozisyon, eşdeğer biçim yumaklarına veya bağımsız gibi oluşan soyut figürlere bölünmekte. Resim alanında yanyana gelen bu eşit olmayan birimler çok sesli denebilecek bir bütünlük oluşturmaktadır. Her birimde biçim kurgusu, renk ve koyuluk-açıklık değişik olmakla beraber genelde hem biçim hem de renk uyumu bütünleşmektedir.

Figüre bağımsız fırça vuruşları ile bütünde bağımsız biçim yumakları oluşturma yolundaki bu çalışma nereye doğru gelişecek sorusu akla geliyor. Tüm resim yüzeyi her biri diğerinden bağımsız fırça izleri ile mi dolacak? Fevzi’nin de aklına böyle bir soru geliyor mu bilemem. Ancak sezgi ile de olsa böylesine renk ve biçim dağılmasına gitmekten çekindiği anlaşılıyor. Resim ayrıntıda eşit olmayıp etkide eşit birimlere dönüşürken, bunların kurgusunda yeni arayışlar beliriyor son çalışmalarda.

Kurgu ile, resimsel bağımsız birimleri, bütüne bağlama denemeleri ön plana çıkıyor. KARAKOÇ’un, biçimleri yaratmada yakaladığı kişisel özgün anlatımı kurgularda da yaratacağı anlaşılıyor.